Neredeyse tüm dinler dünya yaşamının bir imtihan yeri olduğunu söyler. Eğer gerçekten dedikleri gibiyse, bu imtihan yerini yaratan harika bir iş çıkarmış. Dünya yaşamı öyle muğlak, öyle ele geçirilmez, öyle acı ve aynı zamanda öyle muhteşem ki insanoğlu ömründeki her bir günde onlarca duygudan ve sınavdan geçer ama dünyadan kolay kolay vazgeçmez. Yaşam içinde defalarca tökezlese de kalkıp yoluna devam edebilmenin çaresini arar. 

Hayatın zemini her ne kadar kaygan olsa da bazen işler iyi gider,  yolun kayganlığı unutulur. Ama sonra zaman geçer her şey tersine döner, kurulan düzen darmadağın olur. Böyle zorlu günlerde inanca sarılmak yola tekrar koyulmak için en güçlü desteklerden biri. “Allah korusun” diye dua etmek mesela ya da yaşananlara “kader” diyerek üzüntüyü hafifletmek. İyi, güzel, adil ve barış dolu bir dünyanın hayalini kurmak da düşüşlerde tekrar ayağa kaldırabilir insanı. Olanlara tamamen kulakları kapatarak, kendi gündemine dönmek ve dünyanın kötü yüzünü görmezden gelmek de başka bir yol.

Yoga felsefesinin yaklaşımı ise oldukça farklı; yoga duygularla korkmadan yüzleşebilmeyi,  dünyevi olan her şeyi olduğu gibi kabul edebilmeyi öğütler. Çünkü yogaya göre bu dünyada olan her şey ilahi ışığın bir yansıması. Yoga hep iyiliğe doğru koşmak ya da olanı ışıklandırmak değil, varoluşun her bir tezahüründe o ışığı görebilmek demek. Kötücül olanda, yakıp yıkanda, canımızdan can koparanda ilahi ışık olabilir mi? 

Swami Vivekananda, “Fiilin Sırrı Karma Yoga” adlı kitabında bu sorunun cevabını şöyle veriyor:

“Dünyaya kalıcı ve sonsuza dek devam eden bir iyilik yapılamaz; yapılabilseydi, dünya bu dünya olmazdı… Zevk ve acı enerjilerinin dünyadaki genel toplamı hep aynı olacaktır. Bizler bu enerjileri sadece bir o yana bir bu yana itebiliriz ama enerji hep aynı kalır; çünkü bu şekilde kalmak bu enerjilerin doğasıdır. Bu çekilme ve akış, bu yükselme ve düşüş dünyanın doğasında vardır… Okyanusta bir dalganın tepesi, başka bir yerde bir çukura sebebiyet vermeden oluşamaz.” 

Atomdan insana dek her türlü varoluşun merkezinde bu karşıtlık ve kaos var; yaratılışın özü bu.  Dolaysıyla iyi-kötü, acı- zevk, ölüm-yaşam varoluşun farklı halleri. 

Bir inanç sistemi olarak yoganın zorluğu işte burada başlıyor. Kalbin kan ağlarken tüm yaratımı kucaklamak mümkün mü? Son zamanlarda ülkece yaşadığımız kayıplar zihnimin derinliklerindeki benzer soruları yüzeye çıkardı. 

Yoga okyanusunda atacak çok kulaç, gidecek çok yol var. Bunu zaten biliyordum ama insan bazen bildiğini unutuyor. Hayat bana tekrar hatırlattı, sınanmak böyle bir şey. 

Lale 

Kategoriler: Blog

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.